Buchdetails
Beschreibung
1963’te, ortaokulda öğrenciyken seyretmiştim Martı’yı. Ne Çehov’dan haberim vardı, ne Martı’dan. Ama Ankara Devlet Tiyatrosu’ndan ayrılarak İstanbul’a gelen Yıldız Kenter’le Müşfik Kenter’in kurdukları Kent Oyuncuları, zaten ne oynasalar, edebiyatla, tiyatroyla, sinemayla, resimle, bütün sanatlarla esriyip gitmek isteyen bir yeniyetme için başlı başına odaktı. Her defasında Çehov’a sonsuz hayranlığım doruktan doruğa yol aldı. Martı’nın yalnızca Nina ve Treplev’in trajik serüvenleri olmadığını, yan kişilerin, örnekse Sorin’in ya da Maşa’nın bize çok şeyler söylediklerini zaman içinde alımladım.
Martı’da birinci perde açılırken “güneş yeni batmıştır.” Şimdi geçmişe dönüp bakınca, hele anılar da eşlik edince, o günlerdeki sanat duyuşunu/sanata saygıyı bir kez daha, keskin güneş ışığında mutlulukla duyuyorum, hâlâ duyumsayabiliyorum."
SELİM İLERİ