Book Details
Format
Paperback
Pages
288
Language
Turkish
Published
Jan 1, 2005
Publisher
Literatür Yayıncılık
ISBN-13
9799750402424
Description
Charles Tilly bu kitapta, Avrupa tarihinin savaş, ayaklanma ve bastırmalarla, devletlerin ve imparatorlukların doğuşu ve aralarındaki mücadeleleriyle, kentleşme, zenginleşme ve sanayileşmeyle tanımlanabilecek son beş yüz yıllık dönemini yeniden yorumluyor. Devrimlerin Avrupa, genel olarak da dünya tarihindeki yerini gösteriyor.
Büyük devrimler, devrimci olmayan koşullardaki siyasetin düzenli yapısına ne dereceye kadar ve ne yollarla uyum gösteriyor? Özel olarak, devletlerin örgütlenmesindeki hangi büyük değişiklikler devrim sayılır? İşte bu kitabın hareket noktası da, 1492-1992 yılları arasında Avrupa için gündeme getirilen bu iki sorudur. Yazar bu sorulardan hareketle, devrim ve devrimci durum kavramlarını tanımlıyor ve 1492-1992 yılları arasında gerçekleşen devrimleri kapsamlı bir şekilde ele alıyor.
Son olarak Tilly, Orta ve Doğu Avrupa'da yakın zamanda gerçekleşen ulusal devrimlerle Avrupa Birliği içindeki uluslarüstü hareketleri karşılaştırıyor ve şöyle bir saptama yapıyor: Bireyci kültürlerin yeniden doğuşu, kendisi de başlı başına bir devrimci süreç olan devrimci milliyetçiliğin gerilemesiyle at başı ilerleyecek ve bu da Avrupa'nın geleceğini derinden etkileyecektir.
Büyük devrimler, devrimci olmayan koşullardaki siyasetin düzenli yapısına ne dereceye kadar ve ne yollarla uyum gösteriyor? Özel olarak, devletlerin örgütlenmesindeki hangi büyük değişiklikler devrim sayılır? İşte bu kitabın hareket noktası da, 1492-1992 yılları arasında Avrupa için gündeme getirilen bu iki sorudur. Yazar bu sorulardan hareketle, devrim ve devrimci durum kavramlarını tanımlıyor ve 1492-1992 yılları arasında gerçekleşen devrimleri kapsamlı bir şekilde ele alıyor.
Son olarak Tilly, Orta ve Doğu Avrupa'da yakın zamanda gerçekleşen ulusal devrimlerle Avrupa Birliği içindeki uluslarüstü hareketleri karşılaştırıyor ve şöyle bir saptama yapıyor: Bireyci kültürlerin yeniden doğuşu, kendisi de başlı başına bir devrimci süreç olan devrimci milliyetçiliğin gerilemesiyle at başı ilerleyecek ve bu da Avrupa'nın geleceğini derinden etkileyecektir.